Son Yazılarım
- Çalışma Plânım
- ARKADAŞLIĞIN BÖYLESİ (Hikâye)
- ŞİİR ANTOLOJİM
- EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK) VE RESSAMLAR
- İLGİNÇ BİLGİLER
Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
ARKADAŞLIĞIN BÖYLESİ (Hikâye)
1/3/2008 ·
HASANAĞA TOKİ İLKÖĞRETİM OKULU
TÜRKÇE PROJE ÖDEVİ
HİKÂYE YAZMA
YAZANLAR:
Ali AKKANAT (313)
Yusuf GÜLSOY ( )
Aytuğ KAYMARAZ ( )
(6-A Sınıfı)
ÖĞRETMENİMİZ: SÜLEYMAN DURSUN
ARKADAŞLIĞIN BÖYLESİ
Herkes bilmek ister o garip duygunun neye benzediğini. Fakat o öyle bir şeydir ki, hiçbir kimse yaşamadan anlayamaz. O duygu, sanki İstanbul’da sadece biz varız, sanki her gece köprü altında yatan, dönercilerden karnı tok çıkan insanların ağzına bakan ve günü yine bulduğumuz birkaç kuru ekmekle geçiren biz çocuklar var…
Yine öyle bir geceydi. İstanbul’un gece rehaveti üzerine çökmüş sokaklarında dolaşırken onunla karşılaştık. O güne dair en son hatırladığım şey, birbirimizden ayrılmayacağımız üzerine yemin etmemizdi. Sonraki zamanlarda başımızdan geçecek olaylara dair hiçbir şey bilemeden atıldık o maceraya. Hep birbirimizin yanında olacaktık, asla pes etmek yoktu.
Bir gün yine yiyecek bir ekmek bulmak umuduyla yollara düştük. İstanbul’un dört bir yanına dağıldık. Akşam, Yeni Cami’nin önünde buluşacaktık. Akşam olduğunda oradaydık, fakat yine boş dönmüştük. Bir an aramızda Hasan’ın olmadığını fark ettik. Önce, şimdi gelir, bekleyelim dedik. Ama, sonradan ciddi bir şey olduğunu anladık. İçimizdekilerden sadece Ali’nin cep telefonu vardı.
Korku ve heyecanımızın iyice arttığı bir sırada, işte o telefon çaldı. Telefondaki ses, kaba bir sesti. Adeta boğazı inleyerek konuşuyordu. “Arkadaşınız elimizde, eğer 10.000 YTL’yi yarın saat 11’de Gülhane Parkı’na getirmezseniz, size küçük bir hediye veririz” diyordu. Ali’nin korkulu gözlerine bakan bizler, olayı öğrenme çabası içindeydik. Ali bize boş gözlerle bakmaya devam ediyordu. Birden ağlamaya başladı. Çünkü Hasan, en sevdiği arkadaşıydı.
Kara kara düşünüyorduk. Nasıl para bulacaktık şimdi?
Birden aklına ilginç bir fikir geldi. Hemen uygulayacaktık. Kırtasiyeden çizgisiz kağıtlar aldık. Uygun bir şekilde kesip, üzerlerine 250 YTL yazdık. Bu arada polise de durumu haber verecektik.
Ertesi gün olduğunda, polisle birlikte Gülhane Parkı’na doğru yol aldık. Sivil giyinen polisler arkadaşımızı kaçıranların dikkatini çekmeyecekti.
Ali, elinde para çantasıyla beklerken fidyeci geldi. Tek kişiydi. Polisin işi kolaylaşmıştı. Ali’nin elinden çantayı alıp Hasan’ı bıraktı. Tam çantanın içini açıp para tam mı diye bakarken polisler yanına gelerek adamı etkisiz hale getirdiler. “Buraya kadar!” dediler adama.
Fidyeci her tarafta aranan bir zanlıydı. Ali onun yakalanmasını sağlamıştı. Bu başarı hemen her tarafta duyuldu. İçişleri Bakanlığı Ali’ye plaket ve bazı ödüller verecekti. Bu Ali için büyük bir sevinç kaynağıydı.
Bu yoğun duygular içinde, arkadaşlığın hiç bozulmayacağını anlamışlardı. Ayrıca, zor zamanlarda artık hep beraber olacaklardı. Bu arada, ne olur ne olmazdı, birlikte dolaşmalarında fayda vardı.
Yine bir gün Gülhane Parkı’nın etrafında gezinirlerken, Ali’nin telefonunu bir kapkaççı aldı, kaçtı. Hasan hemen arkasından koştu. O gerçekten çok hızlı koşuyordu. Kapkaççı hızla kaçarken, Hasan onun üzerine atlayıp durdurdu. Telefonu geri alıp adamı orada devriye görevi yapan polislere teslim etmişti. Böylece Hasan Ali’ye olan borcunu ödemiş oluyordu.
Ali teşekkür etmiş, fakat Hasan, “Senin yaptın iyiliğin yanında bu hiçbir şey değil.” demişti. Bu sırada dört arkadaş ellerini üst üste koyarak ölene kadar arkadaşlık sözü vermişlerdi.
Buna benzer candan arkadaşlıklar herkeste olursa, dünyada kötülük diye bir şey kalmaz. Kötülük olmayan bir dünyada, biz insanlar mutlu ve mesut oluruz.
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır